Etiketler

, , , ,


handful

12. yaşgünü hediyem bir milyon nanobottu. Hediyemi önceden biliyordum, herkese 12 yaşında bu verilir çünkü. Yine de annemle babamın törensel edayla konuşmalarını bozmadan dinledim:

“Artık büyüdün ve yetişkinliğe ilk adımını atıyorsun. Sana özel ilk nanobotların ile dünyanın nasıl işlediğini kavrayacaksın. Onları özenle kullan ve değerini bil.”

Dünyanın nasıl işlediğini biliyordum: Gözle görülmeyen nanobotlar her yerde kendi özel görevlerini yaparak hayatı yaşanılır kılıyorlar – binaları sağlam tutmak, havayı temizlemek, makineleri çalıştırmak, hatta vücudumuzda dolaşarak sağlığımızı korumak. Nanobotları görmüyoruz, ama var olduklarını biliyoruz.

Hediyem olan küçük kutuyu açtığımda elbette hiçbirşey göremedim. Ama oradaydılar ve benimdiler. Onlarla hemen bağlantı kurdum ve odamı toplatmak, sevmediğim yemeklerin tadını düzeltmek gibi basit görevlerle başladım.

Bir kaç gün sonra ise sıkılmıştım. Yaptıkları diğer nanobotlarla aynıydı, tek farkları benim olmalarıydı. Okul da iyi gitmiyordu, son dönemdeki ödevleri yapamıyordum. Arkadaşlarım benimle konuşmuyorlardı ve herkesten geri kalmıştım.

Bunu istemiyordum. Yalnız kaldığım bir gün nanobotlarımı avucumda tuttum ve derin bir nefesle içime çektim. Kanıma karıştılar, beynime yerleştiler ve çalışmaya başladılar.

Ertesi sabah uyandığım(ız)da ödevlerimi iki saniyede bitirdim ve buna şaşırmadım. Anne-babamın nanobotlarına dışarı çıktığımı bildirdim.

Artık dünyanın üzerindeki örtü kalkmıştı; her yer bizdik. Dünya böyle işliyordu.

Okulda arkadaşlarımın milyonlarca nanobotlarıyla tanıştım ve her birine bir milyon kere gülümsedim.

Reklamlar